BERXWEDAN YARUK *
Seçimin son üç haftasına girerken, 300 HDP’li gözaltına alındı, 78 HDP’li tutuklandı ve 62 HDP bürosu kurşunlandı, taşlandı, yakıldı; en son bombalandı.
Özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten Kürt siyasi hareketi geleneği ve Türkiye ilerici-devrimci güç ittifakının devlet tarafından sistematik saldırılara uğraması yeni değil. Tüm olanların karanlığında herkesin zihninde ve gönlünde aynı soru-korku var. ‘Ya HDP barajı aşamazsa?’
Devlet seferberliği
Ülkedeki heyecana bakıldığında HDP’nin barajı geçmeme ihtimal zayıf görünse de bir olasılık. Zira ülkenin başbakanı bir yana cumhurbaşkanı bile her türlü devlet olanağını kullanarak kent kent yasa çiğneye çiğneye AKP propagandası yaparken, hükümet medya organları da her gün ortak manşetlerdeki manipülasyonlarla bu konuşmalarda yapılacak propagandalara zemin yaratıyor.
Tüm bu devlet seferberliğine karşın sönük geçen AKP mitingleri ve artık komik dahi bulunmayan yandaş gazete manşetleri amacına ulaşmadığında ise kadim devlet geleneği linç devreye girdi. Seçim günü sandık hilelerinin, kedili trafolu oyunlarının zemini olabilsin diye ise şimdiden ülke geneli elektrik kesintileri yapmaya başladılar.
Tüm bu etkenler ışığında HDP’ye barajın geçirtilmemesi bir olasılıktır evet. Lakin bu Türkiye ve Kürdistan’ı nasıl etkiler?
Baskı tarihi ve sonuçları
Devlet geleneğinin yarattığı baskı karnesine eğilmek yerine, halklara dönük gelişen bu politikanın nasıl karşılık bulduğuna birkaç örnekle bakalım.
DEP binasının bombalanması akabinde Kürt siyasi hareketi 25 Şubat 1994’te seçimlerden çekilme kararını duyurmuştu. (18 Mayıs’da Mersin ve Adana HDP binalarının bombalanması da devletin tarihin tekerrüründen medet ummaya devam ettiğinin nişanesi). İl başkanlarının öldürüldüğü, yöneticilerin imza attığı an tutuklandığı ve kurumsallaşması henüz zayıf bir dönemdeki Kürt hareketi seçimlere girmeyerek yerelde örgütlenmeye başladı.
Devlet aklı, Kürt halkını meclis dışında tutarak sindirdiğini düşünüyordu ki Nisan 1999 yerel seçimleri geldi. HADEP ile yeniden örgütlenen halk yerel seçimlerde bir büyükşehir (Amed), altı il belediyesi (AgirÎ, Êlih, Çewlik, Colemêrg, Sêrt, Wan) olmak üzere toplam 37 belediye kazandı.
Genel seçimlerdeyse parti toplam 34 milletvekiline hak kazandı; ancak darbe mirası yüzde 10 barajı nedeniyle Meclis’e giremedi. Kürt hareketinin meclise giremeyişini zafer olarak yorumlayan devlet yöneticilerine ise yanıt bu sefer 3 Kasım 2002’de geldi. Genel seçimlerde HADEP, demokrasi ve emek güçleriyle birlikte DEHAP listelerinden seçime girdi. Oyunu yüzde 6,23’e yükselterek 50’nin üzerinde milletvekiline hak kazandı.
Meclis dışında bırakılan Kürt hareketi kadroları ve çalışanları yereli örgütlemeye devam etmiş, her kentte kurumunu açmış, basınını güçlendirip kadın ve gençlik hareketlerini büyütmüştü. Yeniden baraja takılıp meclis dışında kalmıştı ama 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde tüm ülkenin dikkatini üzerine çekti. SHP, DEHAP, Özgür Parti, SDP, ÖDP, EMEP bloku, beş il, 33 ilçe, 31 belde belediye başkanlığı kazandı.
2007’ye gelindiğinde yerelde güçlenmiş, özerklik inşaası için kent kent, köy köy komün, meclis ve akademiler kurmuş Kürt siyasi hareketi genel seçimlerde taktik değiştirerek bağımsız adaylarla Meclis’e pencereden 22 milletvekiliyle girerek DTP grubu oldu.
Meclis dışında bırakıldığı süre zarfınca özyönetim kurumlarını oluşturan Kürt hareketi 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde ise 99 belediyeyle tüm dünyanın dikkatini çekmeye başladı.
Anti demokratik tutumunu değiştirmeyen ve seçim barajını kaldırmayan devlet geleneği temsilcisi AKP bu sefer de DTP’yi kapattırarak Kürt halkı, sosyalistler, demokrasi güçleri, işçiler, kadınlar, LGBTİ bireyler, yani tüm toplumu yeniden Meclis dışına itmeye çalıştı. Buna yanıt ise 2011’de 36 vekille Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından verildi.
Şimdi HDP
Şimdi önümüzde 2015 genel seçimleri var. Kürt siyasi hareketi Türkiye’nin ve Kürdistan’ın işçisi, kadını, halkları, inanç grupları, LGBTİ bireyleri ve demokrat devrimci parti-güçleriyle HDP bedeninde buluşarak barajı yıkmaya çalışıyor. Yıkar mı peki?
Yıkması gayet mümkün. İktidarının sürekliliği ve tek adam olma hayali için dört duvar ardında her türlü kaos-savaş planını devreye koyabilecek zihniyetler, halklara ve inançlara ön ad edilen ‘affedersin’ler’, kadına yeniden biçim vermeye çalışan erkek siyasetler yıkılan bu barajın altında kalır mı? Kalır.
Bunun farkında olan ülke hükümeti AKP bunun olmaması için her şeyi yapar mı? Yapıyor ve belli ki fazlasını da yapar.
HDP’ye barajı geçirtmezlerse ne olur?
Peki HDP’ye barajı geçirtmezlerse ne olur? Yukarda yazılı olanlar. Kürt halkının mücadelesi biçim değiştirir, saha değiştirir ve bugüne değin olduğu gibi büyür. Ki bugün buna eklenen Rojava heyecanı-modeli varken Kürt halkının bunu bir yenilgi olarak kabul edip moralden düşmesi de pek ihtimal dahilinde görünmüyor.
AKP kısa süreli ‘başarı’sının ateşiyle Türkiye muhalefet güçlerine sert saldırır; karşısında Gezi benzeri direniş gelişmezse baskı odağı genişler ve örgütlülüğü genişlememiş Türkiye kentleri ne yazık ki bu süreçte soluksuz kalır.
Kürt halkının yeni mücadele yöntemiyle Türkiye halklarının-kentlerinin ortak zeminde buluşması akabinde ortak direniş ağı çeşitlenerek gelişir ve iktidarı her alanda köşeye elbette yeniden sıkıştırır, lakin zaman alır, enerji alır. Belli ki alınmasını istediğimiz tek şey artık ‘sonuç.’
AKP hükümeti ve cumhurbaşkanının anti-demokratik uygulamalarının bu yönüyle, her halükarda karşısında geniş bir çepere yayılmış mücadele dalgasıyla karşı karşıya kalacağı malum. Ama bunun daha kısa sürede gelişmesi ve sandıkla olabilme ihtimalinin hemen önümüzde duruyor olması durumu Türkiye için de ilk büyük fırsat.
* Gazeteci